Yazım biraz uzun çünkü içimde kalan her şeyi anlatmak istiyorum ondan dolayı, okuyanlar için şimdiden teşekkür ediyorum.
Lise son sınıfta tanışmıştım onunla, harika bir gülüşü ve çok doğal hareketlerine gözüm çok takılmıştı. Okulda ilk ay geçmişti ve yavaş yavaş konuşmaya başlamıştık bu ilk olarak uzun süren msn konuşmalarıyla başlamıştı. Konuştukca onu kendime daha yakın görmeye başlamıştım. Artık onla konuşmadan vakit geçmiyordu sanki, msn de görüşemediğimiz zamanlarda ise artık telefondan mesaj aracılığıyla konuşmaya başlamıştık. Okulda ise bunun aksine pek konuşamıyorduk nedendir bilmiyorum. Arada sırada ladese girerdik ve ben yenerdim o bana çikolatalı gofret alırdı, şimdilerde ise sırf o anıları hatırlattığı için "ülker çikolatalı gofret" yemiyorum.
Okulda din kültürü hocamız gelmemişti, ben en arka sırada oturuyordum o da 2 sıra önümdeki bir arkadaşın yanına oturup arada soru çözüp arada muhabbet ediyorlardı. Bende arka sıraya dönüp soru çözüyordum. Bir an önümdeki çocuğun argo kelime söylediğini duydum ve hemen önüme döndüm baktım sevdiğim kişiye söylüyor nasıl gözüm kararmış ne yaptım hiç bilmiyorum ama bir kaç yumruk atmışım çocuğa kulağının arkası ertesi gün komple morarmıştı.
Artık konuşmalarımız onunla dahada sıklaşmıştı, ama henüz benim onun sade gülüşüne ve kişiliğine aşık olduğumu bilmiyordu. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar telefonda mesajlaşıyorduk. Ben ise her attığı mesajdan kendime bir pay çıkartmaya çalışıyordum acaba o da..?
Artık okul bitmişti üniversite sınavına girmiş ve çıkmıştık, yazın ise arada buluşup bir şeyler yapıyorduk beraber. Tavla bilmiyordu bana öğretmemi istedi bir cafede oturduk bir şeyler içerken tavla öğrettim ve oynamaya başlamıştık, tabiki bilerekde olsa yenilmiştim ona. Sevinmesi gülmesi benim hoşuma gidiyordu. Ben gündüzleri amcamın fabrikasında çalıştığım için sadece hafta sonları görüşebiliyorduk.

Evleri hemen bizim evin 2 sokak ötesinde idi akşamları candostum ile çıkıp evlerinin karşısındaki duvarda oturuyorduk. Mesaj atıp onun ya balkona ya da pencereye çıkmasını istiyordum. Hep onu görmek istiyordum çünkü. Hiç unutmam "Niran Ünsal & Özcan Deniz - Aklım Hep Sende" şarkısını o balkondayken bluetooth ile göndermek için ne kadar çok uğraşmıştım. Belkide gülünç bir durum ama ben hiç pişman olmadım.
Mesajları artık didik didik etmeye başlamıştım, acaba o da seviyor mudur ki? Artık mesajları 3 sefer 5 sefer okumaktan çok sıkılmıştım her mesajdan binlerce yorum yürütmek yoruyordu beni fazlasıya. Düşünüyordum sevmeyen birisi neden sürekli sabahtan geceye kadar mesaj atma gereği duysun ki? Bir gün gecenin bir yarısı duygularımı söyledim elim titreyerekde olsa göndermiştim mesajı kalbim sanki arkamdan bir köpek kovalamış gibi atmaya başladı.
Düşününce bi kötü oldum bir sigara yakarak anlatmaya devam ediyorum… Mesajı tam olarak hatırlamasamda pek iç açıcı değildi olmaz gibisinden sonra konuşalım cinsindendi. Sonrası olamazdı o kadar kalp çarpıntısı ya dindirecek ya da çoğaltacak bir şeyler duymak istiyordum ısrar etmiştim. O da ne zamandan beri var bu olay dedi bende okuldaykende vardı dedim. Verdiği cevap ile 3 kez intihar edilebilirdi “keşke daha önce söyleseydin” önce söylesem ne fark edecekti diye mesaj yazdım. Tabiki zor durumlarda kaldığında mesaj atmadığı gibi mesaj atmadı.
Bu olayın üzerine üzgün bir şekilde bir daha konuyu açamadım tabi. Artık öyle bir psikoloji sarmıştı ki her yanımı, bunu kendime bile söyleyemiyorum ama utanmak yok çünkü ben utanılacak bir şey yapmadım belkide bir çoğumuzun başına gelmiştir. Her namazdan sonra duamın arkasına “Allah’ım onun kalbine benim sevgimi koy” diyerek birazda hüzünlü ağlamaklı bir şekilde duamı bitiriyordum. Tabi işler bu duamın tersine gidiyordu.
Bir süre boyunca gitti böyle… en sonunda en büyük darbeyide almıştım en derininden, tekrardan bu konuyu açtığımda ise bana “ben seni arkadaş olarak görüyorum, öyle olarakda kalalım bu ikimiz için en iyisi” demişti. Bunu söylerken gerçekten iyiliğimizi mi düşünmüştü. Gerçekten çok teşekkür etmeliyim “iyilikti” bunun adı yıkılmış hayallerim denize düşmüştü yani.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmamıştı arada hep bir soğukluk arada hep bir mesafe öylece gitti. Ama içimdeki sevgimi dindiremedim en temiz duygularla sevmiştim ben onu, ondan sonrada kimseyi sevememiştim. Her yaşadığım ilişkide bir şeyler eksikti o da aşktı, gülen güzel gözlerdi, samimiyetti, utandığında elini başına götüren birisiydi…
Lise son sınıfta tanışmıştım onunla, harika bir gülüşü ve çok doğal hareketlerine gözüm çok takılmıştı. Okulda ilk ay geçmişti ve yavaş yavaş konuşmaya başlamıştık bu ilk olarak uzun süren msn konuşmalarıyla başlamıştı. Konuştukca onu kendime daha yakın görmeye başlamıştım. Artık onla konuşmadan vakit geçmiyordu sanki, msn de görüşemediğimiz zamanlarda ise artık telefondan mesaj aracılığıyla konuşmaya başlamıştık. Okulda ise bunun aksine pek konuşamıyorduk nedendir bilmiyorum. Arada sırada ladese girerdik ve ben yenerdim o bana çikolatalı gofret alırdı, şimdilerde ise sırf o anıları hatırlattığı için "ülker çikolatalı gofret" yemiyorum.
Okulda din kültürü hocamız gelmemişti, ben en arka sırada oturuyordum o da 2 sıra önümdeki bir arkadaşın yanına oturup arada soru çözüp arada muhabbet ediyorlardı. Bende arka sıraya dönüp soru çözüyordum. Bir an önümdeki çocuğun argo kelime söylediğini duydum ve hemen önüme döndüm baktım sevdiğim kişiye söylüyor nasıl gözüm kararmış ne yaptım hiç bilmiyorum ama bir kaç yumruk atmışım çocuğa kulağının arkası ertesi gün komple morarmıştı.
Artık konuşmalarımız onunla dahada sıklaşmıştı, ama henüz benim onun sade gülüşüne ve kişiliğine aşık olduğumu bilmiyordu. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar telefonda mesajlaşıyorduk. Ben ise her attığı mesajdan kendime bir pay çıkartmaya çalışıyordum acaba o da..?
Artık okul bitmişti üniversite sınavına girmiş ve çıkmıştık, yazın ise arada buluşup bir şeyler yapıyorduk beraber. Tavla bilmiyordu bana öğretmemi istedi bir cafede oturduk bir şeyler içerken tavla öğrettim ve oynamaya başlamıştık, tabiki bilerekde olsa yenilmiştim ona. Sevinmesi gülmesi benim hoşuma gidiyordu. Ben gündüzleri amcamın fabrikasında çalıştığım için sadece hafta sonları görüşebiliyorduk.

Evleri hemen bizim evin 2 sokak ötesinde idi akşamları candostum ile çıkıp evlerinin karşısındaki duvarda oturuyorduk. Mesaj atıp onun ya balkona ya da pencereye çıkmasını istiyordum. Hep onu görmek istiyordum çünkü. Hiç unutmam "Niran Ünsal & Özcan Deniz - Aklım Hep Sende" şarkısını o balkondayken bluetooth ile göndermek için ne kadar çok uğraşmıştım. Belkide gülünç bir durum ama ben hiç pişman olmadım.
Mesajları artık didik didik etmeye başlamıştım, acaba o da seviyor mudur ki? Artık mesajları 3 sefer 5 sefer okumaktan çok sıkılmıştım her mesajdan binlerce yorum yürütmek yoruyordu beni fazlasıya. Düşünüyordum sevmeyen birisi neden sürekli sabahtan geceye kadar mesaj atma gereği duysun ki? Bir gün gecenin bir yarısı duygularımı söyledim elim titreyerekde olsa göndermiştim mesajı kalbim sanki arkamdan bir köpek kovalamış gibi atmaya başladı.
Düşününce bi kötü oldum bir sigara yakarak anlatmaya devam ediyorum… Mesajı tam olarak hatırlamasamda pek iç açıcı değildi olmaz gibisinden sonra konuşalım cinsindendi. Sonrası olamazdı o kadar kalp çarpıntısı ya dindirecek ya da çoğaltacak bir şeyler duymak istiyordum ısrar etmiştim. O da ne zamandan beri var bu olay dedi bende okuldaykende vardı dedim. Verdiği cevap ile 3 kez intihar edilebilirdi “keşke daha önce söyleseydin” önce söylesem ne fark edecekti diye mesaj yazdım. Tabiki zor durumlarda kaldığında mesaj atmadığı gibi mesaj atmadı.
Bu olayın üzerine üzgün bir şekilde bir daha konuyu açamadım tabi. Artık öyle bir psikoloji sarmıştı ki her yanımı, bunu kendime bile söyleyemiyorum ama utanmak yok çünkü ben utanılacak bir şey yapmadım belkide bir çoğumuzun başına gelmiştir. Her namazdan sonra duamın arkasına “Allah’ım onun kalbine benim sevgimi koy” diyerek birazda hüzünlü ağlamaklı bir şekilde duamı bitiriyordum. Tabi işler bu duamın tersine gidiyordu.
Bir süre boyunca gitti böyle… en sonunda en büyük darbeyide almıştım en derininden, tekrardan bu konuyu açtığımda ise bana “ben seni arkadaş olarak görüyorum, öyle olarakda kalalım bu ikimiz için en iyisi” demişti. Bunu söylerken gerçekten iyiliğimizi mi düşünmüştü. Gerçekten çok teşekkür etmeliyim “iyilikti” bunun adı yıkılmış hayallerim denize düşmüştü yani.
Artık hiçbir şey eskisi gibi olmamıştı arada hep bir soğukluk arada hep bir mesafe öylece gitti. Ama içimdeki sevgimi dindiremedim en temiz duygularla sevmiştim ben onu, ondan sonrada kimseyi sevememiştim. Her yaşadığım ilişkide bir şeyler eksikti o da aşktı, gülen güzel gözlerdi, samimiyetti, utandığında elini başına götüren birisiydi…
admin: